Bugun...
Kadın- Erkek Eşitliği Adı Altında Bir İngiliz Projesi: ETCEP


Cengiz Akalın Fikir Zemini
cengizakalin@gmail.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 08-01-2019 09:09

Bir erkek olarak sosyal hayatın bütün alanlarında kadın- erkek eşitliğine inanıyor ve bu eşitliğin sağlanması gerektiğini düşünüyorum.

Kadın- erkek eşitliğinin sağlanması amacıyla sosyal hayatın birçok alanında aşağıdaki değişiklikler yapılmalı ve yaşam koşullarında eşitlik sağlanmalıdır.

Kadın- erkek eşitliğinin sağlanması için: 

Kadınlar, kesinlikle erkeklerin aldığı eğitime tabi tutularak askerlik yapmalıdırlar.

Kadınlar, savaş sırasında erkekler gibi en ön safta olmalıdırlar.

Kadınlara sosyal hayatın her alanında erkeklere davranıldığı gibi sert ve acımasız davranılmalıdır.

Kadınlara sosyal hayatta pozitif ayrımcılık yapılmamalıdır.

Kadınlara yönelik kanunlarda bulunan pozitif ayrımcılık tanıyan hükümler kaldırılmalıdır.

Kadınlara pozitif ayrımcılık istenen bütün politikalar yok yasaklanmalıdır.

Kadınlar, erkeklerin çalıştığı ağır iş şartları ve sektörlerde çalışmalıdırlar.

Kadınlar, bütün spor dallarında erkekler ile yarışmalıdırlar.

Kadınlara toplu taşıma araçlarında kesinlikle yer verilmemelidir (Hamile olup olmaması fark etmez).

Kadınlar, erkekler gibi küçüklüklerinden itibaren sanayi sitelerinde çalıştırılmalıdırlar.

Kadınlar, inşaatlarda amelelik yapmalıdırlar.

Kadın çalışanlara yönelik devlet tarafından sağlanan pozitif ayrımcılığa son verilmelidir.

Kadınlara doğum ve süt izni verilmemelidir.

Kadınların doğum sonrası ücretli izni kaldırılmalı ve çalışmadığı için sigorta primi yatırılmamalıdır.

Kadınlar, ‘bizler çocuk doğuruyoruz, bunun için ayrıcalığımız olması gerekir’ derlerse, ‘erkeğin tohumları olmazsa nasıl hamile kalıp, doğuracaksınız’ denilmeli, hatta ‘tohum atılmayan tarlaların istediği kadar sulanması halinde dahi istenen ekini vermediği hatırlatılmalıdır’. Yani ‘erkekler olmazsa evde kalmış kız kurusuna dönersiniz’ şeklinde uyarı ve hatırlatmalar yapılmalıdır.

Eşitlik isteyenler! Alın size eşitlik!

 Hatta kadın- erkek eşitliği adına yukarıda yazılanların bir eğitim projesi olarak anaokul, ilkokul, ortaokul ve liselerde özellikle erkek öğrencilere, ders olarak farkındalık oluşturmak için okutulmalı ve kadınların hayatın bütün alanlarında erkeklerle eşit oldukları ve herhangi bir pozitif ayrımcılığa izin verilmemesi gerektiği öğretilmelidir.

Evet, nasıl bir proje ama? 10 numara 5 yıldız denilen türden değil mi?

***

‘Böyle bir proje mi olur? Saçmalığın daniskası. Hele bir de eğitim projesiymiş!’ diyenler.

                Ne yazık ki bu bir eğitim projesi olarak ‘British Council – Türkiye’ tarafından teknik desteği sağlanmış, Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarafından ortaklaşa finanse edilmiş ve Millî Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Genel Müdürlüğü koordinasyonunda yürütülmüş, ‘Eğitimde Toplumsal Cinsiyet Eşitliğinin Geliştirilmesi Projesi’ (ETCEP), adı altında 19 Eylül 2014 tarihinden itibaren 24 aylık bir proje olarak uygulanmıştır. Uygulamanın merkezi Ankara olmuş ve etkinlikler 10 ilde, Erzurum, Batman, Samsun, İzmir, Malatya, Şanlıurfa, Karaman, Mardin, Trabzon, Sivas’ta 40 pilot okulda uygulanmıştır. Belirlenen okullar arasında 13 lise, 14 ortaokul, 10 ilkokul ve 3 anaokulu vardır. Toplam 40 okul içinde 3 özel okul da yer almıştır.

Bu proje kapsamında yetiştirilen geleceğimiz olan çocuklarımızın, kadın- erkek eşitliğinin sağlanması için yukarıda hiciv olarak yazdığımız düşüncelere sahip olması kaçınılmazdır.

***

Evet, 2014- 2016 yılları arasında 2 yıl boyunca bu proje uygulanmıştır, hem de Ak Parti döneminde.

Saygıdeğer Cumhurbaşkanının ‘dindar nesiller yetiştirmeliyiz’ sözlerine inat, kendisine bağlı Millî Eğitim Bakanı, Bakanlık Müsteşarları ve Bakanlık Genel Müdürlerinin bilgisi dahilinde!

***

Bu proje uygulanırken yazılı ve görsel medyada bir tek haber dahi yapılmamıştır. Ancak proje bittikten sonra projeyi göklere çıkaran ve sonuçlarının müthiş olduğunu belirten açıklamalar yapılmıştır. Arşivlere bakabilirsiniz.

İlginçtir ki:

Kendileri ‘milliyetçi’ olarak adlandıran aslında ‘kavmiyetçi’ olan, sözde bu milletin örf, adet ve geleneklerine uygun bir hayatı isteyen ve savunan malum eğitim sendikasının bu proje uygulanırken neden sesi çıkarmamıştır? Bu sendika değil miydi, kim ve ne olduğu belli olmayan, bu milletin örf, adet ve geleneklerine aykırı ve düşman fikirlerin sahibi bir zevat tarafından yazılan ve uzun yıllar ilkokul öğrencilerimizin beyinlerini yıkayan ‘andımız’ garabetini savunan ve yeniden okutulması için davalar açan.

Hadi bunlar bir tepki göstermediler de ülkenin en çok üyesine sahip, en büyük sendikası olma durumuyla övünen, Saygıdeğer Cumhurbaşkanının ‘dindar nesiller yetiştirmeliyiz’ sözlerine sahip çıkan, yeri geldiğinde ‘mangalda kül bırakmayan’ tavır ve açıklamaları ile caka satan! eğitim sendikasının bu proje uygulanırken niçin hiç sesi çıkmadı?

            Yoksa bu sendikalar birer İngiliz anahtarı rolünü mü ifa etmekteler?

İngiliz anahtarı demişken bu aleti görmeyen, bilmeyen yoktur herhalde. İlk patenti 1835 yılında alınan, Solymon Merrick adında İngiliz vatandaşı bir Yahudi tarafından tasarlanan alete ülkemizde tesisatçılarımızdan bir kısmı ‘Kurbağacık’ demektedir.

Bu alet, bütün ölçülerdeki vidaları açabilmektedir. Bu alete ‘İngiliz anahtarı’ denilmesinin sebebi de budur. İngilizler şeytandan daha mahir olarak sömürgeleştirdiği bütün toplumların temellerindeki vidaları gevşetmesi ve yerinden çıkarması ile meşhurdur.

***

British Council – Türkiye’yi tanıyalım:

‘British Council – Türkiye’ 1940 yılından beri Türkiye – İngiltere arası kültürel ilişkileri geliştirmek amacıyla kurulduğu iddia edilen, 79 yıldır ülkemizde faaliyet gösteren bir kuruluş.

79 yıldır yaptığı proje, etkinlik ve faaliyetlerle devletin tartışmasız en önemli kurumu olan Millî Eğitim Bakanlığına tavsiyelerde! bulunmaktadır.

Resmi internet sitesinden daha fazla bilgi alabilirsiniz.

***

Tarih boyunca milletimizin en büyük düşmanlarından olan, 1. Dünya savaşında 1 milyona yakın askerimizi şehit eden, on binlerce askerimizi esir alıp işkenceler ile katleden, başkentimiz İstanbul’u işgal eden, milyonlarca kilometre karelik topraklarımızı işgal edip kendine bağlı kukla devletçikler kuran, sanayi devriminden yani 1700’lü yılların ortalarından itibaren on milyonlarca insanı özellikle de Müslümanları katleden, 50’den fazla ülkeyi sömürüp kendine bağlayan ve katliamlarına bugünde devam eden İngilizler, nasıl olur da devletin tartışmasız en önemli kurumu olan Millî Eğitim Bakanlığımıza tavsiyelerde bulunabilir?

Bu kadar mı balık hafızalıyız?

Bu kadar mı saf ve salağız?

Düşmanımızı hiç mi tanımadık ve tanımıyoruz?

***

 

‘Kadın- erkek eşittir, kadına hakları verilmelidir, kadın özgürlüğü sağlanmalıdır, kadınlar her yerde çalışmalıdır’ diye anıranlara sesleniyorum: Eğer gerçekten kadın- erkek eşitliğinden tarafsanız, yukarıda hiciv olarak yazdığımız bütün her şeyi kabul etmeniz konusunda bir sıkıntı duymuyor olmanız gerekmektedir.

Ve ey anıranlar; dediklerinizde samimi iseniz, ülkemizde 50’den fazla genelevde (kerhane- eşeklerin evi) binlerce kadına her gün tecavüz ediliyor ve bu resmi olarak devletin izni ile yapıldığı gibi, bu kadınlardan gelir vergisi alınıyor. Yani devlet resmi fahişe besliyor, bunların sağlık kontrollerini yapıyor ve ihtiyaçlarını gideriyor, korunmalarını sağlayarak kapılarına polis dikiyor ve çalıştırılmasına müsaade ediyor.

Niçin bu kadınların insan gibi yaşaması uğruna bugüne kadar sesiniz çıkmadı ve çıkmamaktadır? Bunlar kadın ve insan değil mi?

            Kadının her yerde olmasını ve çalışmasını isteyenler sizler, kadının sadece evde olmasını istemiyorsunuz. ‘Kadın özgür olup çalışmalıdır’ diyerek beyinlerini yıkayarak zorla çalışmaya mahkûm ettikleri kadınların ev işlerini ve çocuk bakımlarını yine bir başka kadına yaptırtarak ne kadar ikiyüzlü ve yalancı olduklarını kanıtlamaktadırlar. Bir başka kadın yapacağına bırakın kendisi yapsın.

***

 

            Bir gün üniversitede bir hocamın ‘bayan mescidi’ yazısını kaldırıp, yerine ‘kadın mescidi’ yazısını koyduğunu gördüm, ‘hocam niye böyle bir şey yaptınız. Kadın ve kız ayrımı kaldırıldı mı? Mescide gelenlerin hepsi kadın mı? Nereden biliyorsunuz?’ diye sordum. Hocam: ‘Avrupa Birliğine uyarlanan yönetmeliklere göre ‘bayan’ kelimesi hakaret sayılmış ve artık kamu kurum ve kuruluşlarında ‘kadın’ kullanılacakmış’ dedi.

Toplumumuzun örf ve adetinden olan evli ve evli olmayanları ayıran kadın- kız terimi yasaklanmaya başlanmış!

Bu yönetmelikle, bütün batı medeniyetinde ortaokul düzeyindeki kızların dahi bekaretlerinin kalmadığı, nikahsız ilişki ve birlikteliğin sıradanlaştığı hatta teşvik edildiği, bakire kızların ayıplandığı anlayışın yerleştirilmesi istendiği aşikardır.

İlkokuldan itibaren bütün kız öğrencilerimize ‘kadın’ denilerek, ‘kız’ terimi unutturulmaya ve bilinçaltlarına yerleştirilmeye çalışılmaktadır.

***

Bu arada kadınla ilgili görüşlerimizi merak edenler olursa ‘Ücretsiz Aile İşçisi Olarak Kadın’ başlıklı yazımızı okuyabilirler.

Selametle.



Bu yazı 1052 defa okunmuştur.

YORUMLAR

yaşasın ne güzel yazı
19-07-2019 15:56:00
tebrikler

YORUM YAZ



YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
YUKARI