Bugun...
Kürtlerde Zencileşme Temayülü (Sadakat, Fedakarlık, İnkar)


Hasan Şerefoğlu Fikir Zemini
hasanserefoglu@hotmail.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 05-10-2019 15:18

"Biz Osmanlıyı parçalarken Kürtlere devlet kurma fırsatı tanıdık ama onlar bizimle savaşmayı tercih ettiler." (Nick Danforth)

 

Son üç yüz yıldır Ortadoğu’nun iki yakası bir araya gelmedi. Kudüs’ü, Siyonist Yahudilerin ebedi başkenti yapma hayali, petrolün bulunması, semavi dinlerin çıkış noktası olması ve en önemlisi medeniyet inşa etme potansiyeli nedeniyle sürekli emperyal ülkelerin ve Siyonizmin açık hedefi haline geldi. Bundan ötürü bu yüz yılın başında başını İngilizlerin çektiği Emperyalist Batı’nın işgaline uğradı.

Bu coğrafyanın en zinde gücü olan Osmanlı İmparatorluğu iyice zayıflamış, Balkanlar’da ve Kuzey Afrika’da önemli topraklar kaybetmiş, Ortadoğu’ya hükmedemez duruma düşmüştü. Bu da Ortadoğu’yu, Batı Emperyalizminin açık hedefi haline getirmişti. Görüldüğü gibi bu toprakların taksimatı ancak Osmanlı’nın yıkılmasıyla mümkün olacaktı.

Bu yüzden önce işe Osmanlı’dan başladılar. Osmanlı mülkiyesi, maliyesi ve askeriyesinde yıllara sari devşirdikleri yandaşları ve Sabetaycı siyonistlerle 1908 bir askeri darbe ile Osmanlı yönetimini ele geçirdiler. Yani anlayacağınız dünyada ilk siyonist düzeni, ittihat terakki cemiyeti ile Osmanlı’da kurdular. Bu kadro seküler ve ırkçılıkları ile gayri türk tüm imparatorluk tebaasını küstürmeyi başardı. Düşünün hiç Türkçe bilmeyen gayri-türk avama Bağdat ve Medine’de Türkçe konuşmayı mecburi kaldılar. Böylece İngilizlerin eli bu coğrafyada daha da güçlenmiş oldu. Belli ki bu bilinçli bir hareket idi. Dolayısıyla İngilizler bu coğrafyayı Araplarla anlaşarak, özelikle Arap unsurlardan kendilerine bağlı aile ve aşiretler arasında taksim etti.

Bununlada yetinmeyip, Türk olmayan, Rum, Ermeni, Balkan ve Kafkas halklarından islamı seçmiş topluluklardan yapay milletler inşa ederek, toplumu birbirinden ayırmayı ve fırkalara bölmeyi başardılar.

Bu yapay milletler tıpkı yahudi halkı gibi yüceltilip, fıtratlarına Yahudileşme teamülü zerkedildi. Bunun neticesinde farklı aidiyetler yok sayılmış, hakir görülmüş, yapay ulusların içinde eritilmeye çalışılmıştır. Kürdler bu siyasi denklemde, Arapların aksine İngilizlerle değil, Osmanlı ile hareket etmiş, hatta 1915’te Irak’ı işgal eden İngilizlerle çarpışmış onlara büyük zaiyatlar verdirmişti. Fakat bilmedikleri bir şey vardı, Osmanlı 1908 de 31 Mart vakasıyla Siyonist İttihatçıların eline geçmişti. Yani sırtını dayadıkları İttihatçı Osmanlı, savaştıkları İngiliz’lerle işbirliği halindeydi.

Başını Siyonist Yahudilerin çektiği Britanya Merkezli Emperyalist Batı, bir kez daha Kürdleri karşılarında düşman olarak bulmuştu. Kudüs’ün Fethi ve Haçlı Saldırılarının Selhattin Eyyübi tarafından püskürtmesi onlarda derin travmalara yol açmış. Şimdi yeniden Kürdlerle karşı karışı gelmişlerdi. "Biz Osmanlıyı parçalarken Kürtlere devlet kurma fırsatı tanıdık ama onlar bizimle savaşmayı tercih ettiler.." diyen İngiliz Yazar Nick Danforth, zihin kodlarındaki Kürdlerin değişmediğini bu yüzden yeniden hayal kırıklığına uğradıklarını gizlemiyor. Bu sebeple derin tarihlerine Kürdlerin amansız düşman diye kaydettiklerini ikrar etmesede, Batı tarafından bunun böyle olduğunu bilmeyen yoktur. Bundan ötürü her şartta Kürdleri siyasi denklemden mahrum etmenin gayretine soyundular. Çünkü Kürd Aşiretler, son Osmanlı bakiyesi toprakları bile can siparane savunmuşlardı. Ege Halkı Yunan ve İhtilaf devletlerinin işgaline rıza gösterirken, Kürdler, Kars, Van, Erzurum ve Bitlis’te Rus ve Ermenilere; Antep, Maraş, Urfa’da Fransız ve İngiliz işgaline karşı çıkmış, kendileri ile savaşmışlardır. İran, Irak ve Suriye'de Kürdleri siyasi denklemde mahrum etmeyi başaran Siyonistler, ittihatçılar tarafında Yeni Kurulan Türkiye Cumhuriyeti devleti sınırları içinde kalan Kürdleri de, yandaşları olan Siyonist İttihatçıların insafına(!) havale ettiler. Bu havale Kürdler için yıkım oldu. Cumhuriyetin temellerini kanları ile inşa ettikleri halde, asli unsursunuz denip, Ermeni ve Rum azınlığın sahip olduğu hakların tümünden dahi mahrum kaldılar. Hatta Kürd oldukları inkar edildi.

Tüm etnisiteler için orta asya menşeli olduklarına dair uyduruk hikayeler kurgulandı. Kürdlerin de payına karda yürüyen “kard kurd eden” dağ türkeri olmuştu. Dili inkar edilmiş, varlığı yok sayılmıştı. Fakat tüm zamanlarda tehdit görüldükleri için, ivedilikle asimile edilmeleri gerekiyordu. İlkin mecburi iskanlarla batıya sürüldüler. Kürdlüklerini inkar etmeyenler devlet olanaklarında mahrum edildi. Normal asayiş olayları, siyasi isyanlar olarak telakki edip, binlerce insan öldürüldü. Eğitim ve iktisadi hayattan mahrum edildiler.

Bugün itibari ile Kürd nüfusunun yüzde 60 için Kürdlük bir şey ifade etmiyor. Kemalist sistemin emniyet sübabı haline geldiler. Seküler kesim kızıl kemalizmin, mütedeyyin kesim ise yeşil kemalizmin yılmaz savunucusu oldular.

Onlara göre, Filistin’e, Arakan’a, Yemen’e, Küba’ya, Türkmen’e, Uygur’a ağlamak, sahip çıkmak, insani, İslami, demokratik bir hak görülürken, aynı istekler minvalinde Kürdlerden söz etmek, hainlik, bölücülük, Irkçılık vede ümmeti bölmek telakki edilmiştir. Hemde bunu kim yapıyor biliyor musunuz? Kürdlerin ta kendisi! Ondan sonra çıkıp gençlerimiz neden örfüne, ananesine, dinine sırt döndü diye şikayet ediyoruz.

Ne diyordu Malcom X ;

 "Biz siyahlar devrim yapacaktık, İçimizdeki zenciler, buna izin vermedi.''



Bu yazı 213 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
YUKARI