erotik shop
Bugun...
Tarafsızlıktan kastettikleri, Kemalizm'den taraf olmaktır


Nihat Karademir Fikir Zemini
nkarademir2002@yahoo.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 04-06-2016 12:31

Toplumu temsil eden bir merkezden söz ederken taraf, tarafsızlık ve taraflılık gibi kavramlar kullanmak tutarlı olmayacaktır. Bu kavramlar, ancak bu merkeze hizmet eden memurlar için kullanılabilir. Dolayısıyla Cumhurbaşkanı bile olsa bir kamu idarecisinin veya bir yargı mensubunun tarafsızlık durumu, ancak Kemalizm'e kıyasla değerlendirilebilir.

 

Sovyet sistemini değerlendiren bir fikir adamı, “bir makama gelebilmek ve orada tutunabilmek için hep yalan söylemeniz ve üstlerinizin size söylediği yalanlara inanıyormuş yapmanız gerekir” demişti. Doğrusu bu sadece Sovyet rejimine has bir özellik değildi. Tüm totaliter rejimler, kurtarıcısı olduklarını iddia ettikleri halklara yalan söylerler. İdeolojileri, ütopyaları, pazarladıkları umutlar, bilimleri ve en çok da tarihleri ve erdemleri yalandır. Ancak hikâye burada bitmez ve bu tür rejimler, halktan bu yalanlara inanmalarını, en azından inanmış gibi görünmelerini de beklerler.

Çoğu zaman kendileri bile inanmadıkları halde, toplumlarını, akademilerinde, politbürolarında, karargâhlarında ve medyalarında ürettikleri yalanlara iman etmeye zorlarlar. Toplumun sıradan bireyleri, sadece mevki, makam, servet ve iktidar edinmek için değil, bazen sırf en sıradan işlerini muhafaza etmek ve çocuklarının nafakasını sağlayabilmek için de bu yalanlara inanmış gibi görünürler. Nitekim bu ülkenin çocukları da onlarca yıl, okulda sınıf geçmek ve bir iş sahibi olabilmek için defalarca Kemalizm'in yalan tarihini doğru şık diye işaretlemek zorunda kaldılar.

Eski Türkiye'nin seçkinlerinin bugün siyasal iktidarı neredeyse tamamen kaybetmek üzere oldukları halde, hala bazı yalanları tekrarlayarak iktidara tutunabileceklerini vehmetmeleri, ya bu yöntemin hala işe yaradığının bir işareti, ya bundan başka yöntem bilmediklerinin ispatı, ya da milletin feraseti, basireti ve aklı hakkındaki kadim yanılgılarının bir sonucudur. Nitekim Kemalizm, ne zaman iktidarı kaybetme riski ile karşılaşsa hemen eski bir yalana/efsaneye sarılır ve bazen Cumhurbaşkanı'nın ama genellikle yargının tarafsızlığını gündeme getirir.

Onlara göre, kararlarını verirken egemen Kemalist rejimden taraf olmayan hiçbir Cumhurbaşkanı, yargı mensubu veya ilim adamı tarafsız değildir. Darvinizm'e iman etmenin bilimsel tarafsızlığın temel kriteri olarak dayatılması gibi; yargı, kamu idaresi, bilim ve siyaset alanlarında tarafsız olmanın yegâne kriteri de Kemalizm'den taraf olmaktır.

Bu durum, kendilerini hakikatin, bilimin, aydınlanmanın ve ortak iyinin merkezi olarak gören bir seçkinler sınıfının aşırı özgüveninden ve bencilliğinden kaynaklanan sağlıksız bir tavırdır. Net/standart değerleri, sabiteleri ve hedefleri olan tutarlı bir doktrin olma niteliğine hiçbir zaman sahip olamadığı için ideoloji olarak bile değerlendirilemeyecek olan otoriter ve konjonktürel bir idare tarzının, tarih-üstü, evrensel ve bilimsel olduğu vehmi bu hastalığın asıl kaynağıdır. Bu nevrotik durum, Kemalist seçkinlerde, kendi sınıfsal çıkarlarının aslında tüm toplumun çıkarları olduğu kuruntusunu da yaratmıştır. Dolayısıyla onların bilimsel ve evrensel değerlerini(!) ve sınıfsal çıkarlarını savunmak toplumu savunmaktır.

Bilimsel olduğu iddia edileni, hiç de öyle olmadığı halde, her koşulda tarafsız/objektif olarak değerlendiren bir anlayışın kendi dünya görüşünü bilimsellik savı ile kutsal bir inek olarak tasavvur ettikten sonra, kendilerinden taraf olan herkese ve her kuruma bilimsellik ve tarafsızlık payesi vermesi kaçınılmazdır. Kendilerinden taraf olmayanlar ise yine kaçınılmaz olarak tarafsızlıklarını, yani bilimselliklerini yitirmiş karanlık kişiler ve odaklar olarak yaftalanacaklardır.

Cumhurbaşkanı'nın tarafsızlığını gündeme getirdikleri dönemlerde, Tek Parti döneminin iktidar ilişkilerini, yargı bağımsızlığından ve tarafsızlığından söz ederken ise İstiklal Mahkemelerini, Takrir-i Sükûnları ve Yassıada yargısını hatırlamak gereği bile duymamaları, sadece karanlık bir geçmişten kaçmakla açıklanacak bir durum değildir. Her koşulda sahiplenilen geçmişteki bu kahramanlar, tek mürşidi bilim olan bir rejim adına karar vermişlerdir. Bu yüzden bilimsellikle birlikte tarafsızlık da bu kararlarda içkindir. Bu sırada işledikleri cinayetler ve antidemokratik uygulamalar ise bilimsel devrimimizin kendi mantığı ve işleyişi içinde sadece gerekli değil, aynı zamanda zorunlu olan uygulamalardır.

Bu patolojik duruma göre, toplum için doğru, güzel ve yararlı olan her şeyin tek belirleyicisi olan ve dolayısıyla toplumu temsil eden bir merkezden söz ederken taraf, tarafsızlık ve taraflılık gibi kavramlar kullanmak tutarlı olmayacaktır. Bu kavramlar, ancak bu merkeze hizmet eden memurlar için kullanılabilir. Dolayısıyla Cumhurbaşkanı bile olsa bir kamu idarecisinin veya bir yargı mensubunun tarafsızlık durumu, ancak Kemalizm'e kıyasla değerlendirilebilir. Mutlak tarafsız olana, yani Kemalist sınıfa hizmet etmeye devam etmek ise tarafsız kabul edilmenin koşullarından biri değil, tek koşuludur.

 

04.06.2016 - Zaman 

 



Bu yazı 1153 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
YUKARI