Bugun...
Afrin harekatı bağlamında entelektüeller ve aydınlar...


Ömer Serdar Kaplan Fikir Zemini
www.facebook.com/omerserdar.kaplan
 
 
facebook-paylas
Tarih: 21-02-2018 14:45

Yaklaşık bir ay önce başlayan Afrin Harekatı bağlamında Ülkede esen rüzgarlara, destek veya karşı çıkma mahiyetine bakıldığında açıkça görülen bir husus vardır;

Bu Ülkenin entelektüel birikimi veya aydın potansiyeli; sorgulamak-üretmek toplumun geleceğine ufuk açmak üzerine değil, salt tarafgirlik veya muhalif olmaklık üzerine kurgulanmıştır.

Zihinsel kurgunun muhaliflik veya tarafgirlik üzerine kurgulandığı bir zeminde düşünce üretilmesinden değil, karşıtını yenme-kötüleme-ötekileştirme üzerine bir kurgulama ve yaklaşımdan söz etmek gerekir.

Her söylenen sözden bir yergi üretmek, ihanet veya satılmışlık çıkartmaya yönelmek, doğrudan düşünce dünyasını iğdiş eden bir özellik olarak ortaya çıkmış olur. Çünkü, sadece saldırı, kötüleme ve algıları yönetme hali gün yüzüne çıkmış olur.

Oysa entelektüelin/aydının asli görev ve sorumluluğu; düşünce üretmek, sorgulamak, ufuk açmak, yeni düşünceleri toplumla paylaşmak, toplumun hayrına ve geleceğine katkıda bulunmaktır. Toplumun ezberlerle değil, yenilenmeyle hareket etmesini sağlamaya yönelmektir.

Afrin/Zeytin dalı Harekatı bağlamında ortaya çıkan durum bunun tam tersi bir duruma işaret etmektedir. Aslında Cumhuriyet kurulduğundan bu yana toplum hep bu karşıtlıklarla yüzyüze kalmış ve Entelektüeller de bu karşıtlığın ezberlerini oluşturmakta yoğunlaşmış ve zaman geçirmişlerdir.

Ezberlerin tekrarı veya ezberlere malzeme taşımak veya yeni tür ezberlerin oluşmasına katkıda bulunmak bir entelektüel ameliye olarak ortaya çıkmaktadır. Bu durum hem kolaycılık hem de kestirmecilik oluşturmaktadır. Zihinsel bir performansa, düşünsel bir yoğunluğa beyni çatlatırcasına yoracak bir düşünce serüvenine yönelmek ve zorluğuna katlanmak yerine daha kolay olana yönelmek entelektüelin de işine geliyor. Cafcaflı kelimelerle ezberleri tekrarlayarak, gündemde kalmayı da başarmış oluyor entelektüel.

Karşıtlıklar ve ezberler üzerinden sörf yapmak, ötekileştirici bir dil ile işini kolaylaştırmak entelektüel açısından günü kurtarıcı oluyor ancak toplumun geleceğine bir yapı taşı bir yapı harcı taşınmamış oluyor. Bir başka deyimle entelektüellerin bu tutumu süreç içerisinde toplumu da kolaycılığa, kestirmeciliğe ve günü kotarmaya yöneltmiş oluyor.

Ülkemizde yaşanılan son yüz yıllık serüveni biraz da böyle okumak ve görmek mümkündür. Batılılaşma heyulasıyla Batıdan alınan ezber düşünceleri topluma dikte etmeye çalışan entelektüeller ile Batıcılığa karşıtlık üzerinde kendi durumunu muhafaza adına yeni bir şey üretmeden söz söyleyenler. İstisnalarını dışarıda tutmak kaydıyla büyük resimde ve çoğunlukta görülen durum budur maalesef.

Ülkede düşünce üretimi bu kadar yetersiz ve ötekileştirmeler üzerine oturduğunda, Ülkenin hayrına, geleceğine yönelik adımların atılması da malul hale gelmektedir.

Şöyle bir geriye çekilip geniş bir açıdan bakıldığında ve görülen durumu tasvir etmek gerektiğinde şunu söylemek mümkündür.

Fen bilimleri alanında bu Ülkenin üretimine bakmak bizi bir başka yetersizlik ve amaçsızlık durumuyla karşı karşıya getirmektedir. Tarihsel tevarüsünü kaybetmiş, Batının Fen bilimlerinin her ürettiğini doğma olarak tekrarlayan, hiçbir katkıda bulunamayan bir akademiya ve entelektüel dünya bu Ülkeye ne katabilir? Oysa Fen bilimleri daha akılcı, daha araştırmacı yeteneklere imkan tanıyan bir alandır. Kolaycılık, tercümecilik ve şablonculuk bu alanda da kısır bir döngüyle bu toplumu karşı karşıya bırakmıştır maalesef.

Sosyal bilimler alanında henüz kendi toplumunu kategorize etmeden, reflekslerini, tepkilerini, hayata dair beklentilerini, insani ilişkilerini, sevme-nefret kriterlerini, öfke ve sevinç durumlarını, kabul ve reddetme marjlarını, gelenek-görenekleriyle ilişkilerini lokalden yola çıkarak genele ulaşabilme amaçlı kaç çalışma vardır? Bu çalışmaları yaparken, halkın değer yargılarıyla uyumlu ve gözeten bir anlayış ve bakış açısı var mıdır? Toplumu tahkir ve kategorize etmeden, Batıdan mülhem ezberlere boğulmadan kaç çalışma yapılmış veya yapılmaktadır? Sosyal alanda bilimsellik adına tek ve egemen bakış açısı olarak Batıdan ithal düşüncelerle hareket ederek Anadolu coğrafyasını ve insanını anlamak-anlamlandırmak ve okumak mümkün müdür?

Sosyal bilimler anlamında bu kadar Batıya endeksli bir yaklaşım ve ezberlerden oluşan bir mantaliteyle bu toplumu anlamak mümkün müdür? Sol şablonlarla, Batının geleneksel kodlarından türemiş düşünce ve ideolojilerden üretilmiş kategori ve tanımlamalarla bu toplumu tanımak/tanımlamak mümkün müdür?

Sosyal bilimler gibi değişken, zamana ve zemine göre şekil alan bir alanda bile Batıdan ithal ezberlerle yola revan olan entelektüel dünyası bu Ülke ve insanına ne katmıştır veya ne katabilir? Sosyal bilimleri dahi matematiksel formüller gibi değişmez ve tartışılmaz Batılı formlarla okuyan, insanın zihin dünyasına boca eden bir anlayıştan; doğru sonuçlar üretmesini, doğruya ulaşmasını beklemek mümkün müdür?

Halkını tanımayan ve fakat tanımlamak isteyen, Batı formlarıyla kategorize eden bir entelektüel dünyadan, sağlıklı bir siyaset ve analiz beklemek gerçekçi midir? Bu Ülkenin Müslüman aydın ve entelektüelleri de büyük çapta Batıcı geçinenlerle benzer şekilde Batılı tanımlarla tanımlama ve anlamayla malul değil midir?

Soruları çoğaltmak mümkündür. Ancak şimdilik bu kadarla yetinelim ve bu çerçevede son harekât bağlamına bir bakalım.

Afrin/Zeytin Dalı harekatı bağlamında Ülkede iki farklı anlayış ve yaklaşımın kıyasıya çatıştığını, gündem oluşturmaya çalıştığını söylemek gerekir.

Harekata karşı olanlar ile destekleyenler. Her biri kendi ufku ve ezberi kadar söz söylemekte ve kendini haklı çıkaracak argümanlar üretmeye çalışmaktadır. Karşıt düşünceye tahammülsüzlüğün tavan yaptığı dönemlerden birini yaşıyor Ülkemiz.

Oysa bu harekatın gerekliliği, kaçınılmazlığı veya gereksizliği üzerine söz söyleyenlerden beklenen şu olmalıdır. Hangi şartlar, hangi durumlar, hangi gelişmeler bu harekatı neden ve niçin gerekli veya gereksiz kılmaktadır?

Geniş bir perspektiften, Uluslararası gelişme ve ilişkiler ile Ülkenin dinamiklerinden yola çıkılarak sağlıklı bir zemine ulaşmak yerine; saldırgan, ötekileştiren, bertaraf etmeyi hedefleyen bir tarz benimsenmektedir ki bu tarzın kendisi sakat ve hastalıklı bir duruma işaret etmektedir.

Ülke bir harekata kalkışıyorsa bunun düşünce ve siyaset zeminini oluşturmak durumundadır. Entelektüel dünyaya düşen ise; harekatın nedenini ve niçin/inini sağlıklı olarak irdelemek ve siyasetin hata yapmamasını sağlayacak zemin ve perspektifler oluşturmaktır.

Bir harekatın yapılma zemini ne kadar sağlam ve gerçekçi temellere dayanıyorsa başarı şansı da o kadar artacaktır. Bir harekatın zemini sağlam olsa bile kullanılan dil ve yaklaşım bugünü kurtarsa dahi yarına ciddi ve sıkıntılı bagaj/bagajlar taşınmasına neden olabilir.

Bu değerlendirmeler ışığında şunu söylemek mümkündür; yapılan harekat bağlamında destekleyen veya karşı çıkan dil sorunludur. Her kişi kendi dilini bu çerçevede sorgulamalı ve sıkıntılı olan kısmını düzeltmeli ki toplumun yarınlarına yeni bagajlar taşınmasın.  Sorunlu olan dili düzeltmek halkın ve Ülkenin hayrına olacaktır.

Afrin harekatı bağlamında aydın/entelektüellere düşen çok önemli bir görev ve sorumluluk da; Bölgenin tamamında yaşayan ve yıllardır sorun ve sıkıntılarla boğuşan Kürtlerle yeni bir iletişim ve ilişki dilinin inşasını, meselenin çözümüne dair geniş bir mutabakat oluşturulmasının zeminini, kucaklayıcı bir sevgi ve kardeşlik dil ve siyasetinin çerçevesini, adalet ile yeni bir ittifakın hayata geçirilme imkanlarını oluşturmalarıdır.

Topluma egemen kılınmak istenen kavmiyetçi/ulusalcı/ırkçı dilden kaçınılmasına zemin hazırlanması, insanımızın zihin ve algı dünyasına bir halka yönelik düşmanlaştırma ve ötekileştirme içeren düşüncelerin oluşmasının engellenmesi gayreti de yarınlara taşınabilecek önemli bir iyilik olacaktır şüphesiz.

Wesselam.



Bu yazı 1218 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Zafer Erenci
21-02-2018 19:11:00
Sygıdeğer hocam sayın Ömer Serdar Kaplan BEYEFENDİ...Bu güzel yazınızdan olumlu yönde etkilendim ve teşekkür ederek minnettar olduğumu belirtmek isterim, ben de kendime yararlı yönde bir ders ve pay çıkardım... İnşallah bundan sonra ezbere, cahilce bir şablon üzerinden bir daha asla konuşmayacağım... Ordan-burdan ithal ve iktisap ederek ukalaca yaptığımız yorum ve ahkâmlarla bir yere varamayacağımız aşikârdır... Ancak sizden bir de şunu anladım ki, biz bu durumlarda yetersiz iz.... Ezberci ve kafadan konuşan bir toplum hâline dönüşmüşüz....rnKonuştuklarımızın arka bahçesinde neler olduğunu bilmeden. Bu yazınız beni kendime getirdi. Asla üzerime vazife olmayan konularda ahkâm kesip konuşmayacağım... Teşekkürler. Hak yârenin olsun inşallah...

YORUM YAZ



YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
YUKARI