Bugun...
Kovboy yaklaşımı veya ''Ben ne dersem odur''


Ömer Serdar Kaplan Fikir Zemini
www.facebook.com/omerserdar.kaplan
 
 
facebook-paylas
Tarih: 03-12-2017 13:55

ABD’nin son dönemlerde artık açıkça ortaya koyduğu tutumlara bakarken western filmlerinde resmedilen kovboy(Cawboy) mantık ve kültürünü hatırlattı.

“Sığır çobanı” olarak Türkçeleştirilen “gavanégayan” diye de Kürtçeleştirebilecek bir kelimedir kovboy. Ancak, kovboy aslında Amerikan siyaset ve hayat tarzının kodlarını içerisinde taşıyan bir kavramdır da.  Bu itibarla western filmlerinde karşımıza çıkan kovboy tiplemelerine yeniden ve yakından bakmak bazı hususları açıklamakta ve anlamakta yararlı olacaktır.

Filmlerde ki kovboy tipolojisinde karşımıza çıkan en baskın özellikler; kovboya göre bir doğru vardır, kovboyun hesapladığı bir çıkarı vardır ve bu amaçla yaptığı herşey meşruiyet kazanır. Rakibi de dişliyse düelloya kalkışır. Düello sonunda kovboylardan birisi yani hızlı silah çeken yaşar, diğeri ölür ve hayat kaldığı yerden devam eder.

Yaşayan yani hızlı çeken kovboy her dediğini efelenerek, babalanarak hayata geçirmeye devam eder. Kovboy bazen Şeriftir yani Kasabanın tek devleti, belirleyicisi ve Kanun koyucusu. Çoğunlukla hızlı davranarak muhatabını öldüren ve dolayısıyla kahraman olarak Kanun olmayı becerebilendir.

ABD Dünya üzerinde kovboy mantığıyla hareket eden bir güçtür. Bazen BM eliyle iş görür, NATO eliyle yola koyulur. Yani Kanundur Şeriftir. Çoğunlukla kendisi harekete geçer, vurur öldürür ve kimsenin hesap soramadığı ve özünde kendini kanun gören bir aygıttır.

Kovboy hızıyla saf dışı bıraktığı kişilerin mal ve terekelerinin sahibidir. Kimse niye el koydun, yağma falandır diyemez. Çünkü, kovboy hızlıdır, kahramandır ve bu hızıyla aslında kötü olanı/olanları saf dışı bırakmıştır. Namlu ve mermi belirleyicidir. Gerisi tabutçuya kalan yığın-yığma-istatiski bir teferruattır sadece.

ABD bu mantıkla davranıyor. BM olmadı, NATO olmadı, kendisi harekete geçiyor, hızla rakip diye kötü diye gündeme taşıyarak algıları ayarttığına saldırıyor, vuruyor, kanını döküyor ve bir kahraman edasıyla o kötünün, dünya için bela-şirret olanın malına terekesine çöküyor. Eeeeh! bu da kahraman kovboyun doğal hakkı olmuş oluyor. Kimse de sorgulama cesareti gösteremiyor.

Zaten kovboy da böyle yapmıyor mu?

Bir kasabada eğer kovboyun rakipleri tekin değil ve çoksa hemen kasabayı ceberut ve şirret olarak nitelediği bu şahıslara karşı kasaba halkını örgütlüyor; hamasetle, duyguyla gelecek ve kaybedilecekler korkusuyla.

ABD’de bu kovboy mantığını öyle içselleştirmiş ki aynen bu yöntemlerle hareket ediyor. Bazen NATO’yu örgütlüyor, bazen BM’yi örgütlüyor, bazen de koalisyon diye örgütlemelere gidiyor. Bazen de kendisi doğrudan müdahale ediveriyor. Ancak her örgütleme sonunda Kasabalılara bir şey yok, Kasabalılar bir beladan, bir musibetten, bir kötülükten ve kötülerden kurtulmuş oluyorlar ya daha ne istesinler ki!

ABD’nin son yirmi yılına sığdırdıklarına şöyle bir kuşbakışı bakmak bile bu dediklerimizi ayan beyan ortaya koymaya yeterlidir. Çok gerilere gitmeye gerek de yoktur. Gerilere gidilecekse sadece Kızılderili soykırımı dahi bu kovboyluk anlayışının tebellür etmesi sürecinin en çarpıcı ilk uygulamalarını gösterir.

Amerikalılar, Afganistan’a El Kaide diye kendi oluşturdukları bir düşman ve fobiyle girdiler ve bunu NATO gücü diyerek yaptılar. Yüzbinler öldürüldü, oluk oluk kan aktı ve hala da akıyor. Asıl güç Amerika, NATO sadece örtücü bir şaldır.

Irak’a müdahale için kötülüğün şirret ve saldırı boyutunda olduğu hikayesi oluşturuldu. Koalisyon ile girildi. Yüzbinler öldürüldü, mallar gasp edildi, edilmeye devam ediyor, namuslar paymal edildi. Amerika istediği kadar semirmediği ve istediği kadarını elde edemediği için hala Irak’ta kalmaya devam ediyor.

Suriye’de tam Esed devrilecek ve halk kendi kendine birşeyler yapacak iken IŞİD-DAİŞ-DEAŞ her neyse isimli bir örgüt peydahedildi İngiliz networku ve ABD piyonu olarak. DAİŞ Karşıtı koalisyon oluşturularak hem ESED ayakta tutuldu hem de Amerika Suriye’ye yerleşti. Yüzbinler öldü, öldürülmeye devam ediyor. Rusya ve ABD Suriye’de belli bölgeleri kontrol ediyor ve alan genişletmeye çalışıyor. Halk mı? Kasaba halkının sadece boyun eğme, olanlardan zarar görerek bedel ödeme ödevleri vardır. Kovboy onların iyiliği için, onları beladan kötülükten kurtarmak için kötüleri öldürüyor yani.

Kovboy acıkmıştır. Paraya ihtiyacı vardır. İyi de kasabalar/kasabalıların kovboyu beslemeleri gerekmektedir. Kovboy hep güçlü olmalı, hızlı olmalı….

Suud aşiretine veya aşiretler koalisyonuna önce 11 Eylül saldırıları diye ABD’de davalar açıldı ve miktarıçok da açık olmayan milyarlarca dolar ABD’de bulunan Suud Ülkesinin paralarına el konuldu. Yetmedi ki bu sefer Trump diye bir kovboy geldi alayı valaylaSuud’a ölümü gösterdi.Suudlarda iktidar dedikleri özünde baskıya dayalı içeride ki güçlerini sürdürme adına 300 milyar dolayında silah almayı taahhüt ederek yeni bir parsayı sundular kovboya. Çünkü, Kovboy Suud kasabasını şerirlerden kurtaracak Onları koruyacak ya.

Epeyce zenginleşen ve fakat kovboydan rahatsızlar olduğunu da söyleyen Katar vardı hedefte. Suud ve BAE gibi kovboya bedel ödemiş olanlara bir sofra olarak sunuldu. Bu müptezel kasabalılar da hemen harekete geçerek sofraya el basmaya kalkıştılar. Katar Kasabası da kovboyla anlaşarak milyarlarca doları kovboyun hanesine yazmayı kabul edince sofraya çökmek isteyen komşu kasabalıların hevesi bir başka bahara kaldı.

İranla kovboyun ilişkileri hep gel-gitli devam ediyor zaten. Ambargo diyor kovboy sonra el altından yüklü miktarda silahları piyasa fiyatlarının epeyce üstünde satarak ciddi bir kar elde ediyor. İrangate bunun örneği. Sonra İran kötülük merkezi, dünya kasabasının kurtulması gereken bir figür olarak resmediliyor ve nükleer silah bahane edilerek yeniden ambargo uygulanıyor. El altından kendi şirketleriyle yine ambargoyu deliyor ve piyasadan çok daha pahalı şekilde mallar satarak kazancına kazanç katıyor.

Bu arada son ambargosuna taraf olmayan Türkiye, Hindistan ve Çin de var. Bunlar da ambargoya taraf olmadıkları için İran’a mal satıyor petrol-doğalgaz alıyor. İyi de kovboyun el altından yapacağı 250 milyar dolayında kazancı bu Ülkeler kazanıyor hem de yüksek değil piyasa şartlarında iş yaparak.

Kovboy önce İran’la 5+1 diyerek uzlaşıyor ve yeni kazançlara yelken açıyor, İran Kasabasının Irak, Suriye, Yemen ve Lübnan’da yeni kaoslara imkan sağlayıcı tavırlarına ön açarak her tarafa silahları satarak paraları iç ediyor, öte yandan Bölgede hep karışık kasabalar oluşturarak yeniden kasabayı kurtarıcı kovboy konumuyla çörekleneceği ortamlar hazırlıyor İran ve Mezhepçilik eliyle. Bu dizaynı yapan Kovboy başka bir yerlere yönelmek arzusunu harekete geçiriyor.

Kovboy ilk olarak diş geçirmeyi düşündüğü Türkiye’ye yöneliyor. Baskılar başlıyor. Kovboy diyor ki “ben Dünyanın Şerifiyim kanun da benim, nizam da. Bana kazandıklarını ver ki aslında bu kazandıkların benim daha fazlasıyla kazanacaklarım olduğundan bana verdiğin zarardır.”

Türkiye yanaşmayınca büyük resmin küçük figüranı Rıza Sarrafa el basıyor, rehin alıyor ve Türkiye’yi kendi kurduğu Mahkemede yargılamaya başlıyor. Mahkemeye sunulan deliller de kendi uşağı ve ürettiği olan FETÖ’nün 17-25 Aralık sürecinde Halkbank Genel merkez ana bilgisayarlarını kopyalayarak efendisine sunduğu bilgi ve belgeler. Aslında kovboyun belgeye falan da ihtiyacı yok. Hukuk sadece kovboyun haklılığını ispat için var. Yani kovboyun yaptığı saldırıları meşru bir hakka dönüştürme aracı.

Zaten western filmlerinde kovboy birini öldürdüğünde öldürdüğünün tahriki var ve kovboy meşru müdafaa yapmıyor mu? Bu meşru müdafaayla temyize çıkarak kahraman olmuyor mu?

İşte hikaye tam da böyledir sevgili dostlar.

Ancak bu hikayede şu anda hedef olan Kasaba Türkiye’ye yönelik bu ticareti yaparken birilerinin birilerini beslediği, haksız ve kanunsuz çıkar elde ettiğine dair iddialar da var. Bu hadisenin bir başka boyutudur. Bu boyutu kovboyun haraç almakla çökmek istediği bu Ülke kaynakları meselesinden ayrı tutmak ve Kasabanın selameti açısından bu iddialara konu zevatı mutlaka yargılamak gereklidir.

Kovboya karşı elbette birlik halinde durmalı, gasb etmek isteyen, çapulculuk yapmak isteyen kovboya imkan verilmemelidir. Bu fasıl başkadır ve dik durmanın, Kasabayı, insanlarını ve onurunu korumanın olmazsa olmazıdır.

Öte yandan Türkiye kendi içini bu tür müptezellerden de temizlemelidir. İçeriden kovboyla işbirliği yapanlarla mücadele de, Kovboyun ekmeğine yağ sürme durumunda olan bu kirli ilişkilerde bulunan müptezellerin de temizlenmesi elzemdir.

Wesselam.



Bu yazı 1223 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
YUKARI