Bugun...
Ahlak ve Titizlik


Yusuf Yavuzyılmaz Fikir Zemini
yusufyavuzyilmaz@hotmail.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 22-12-2018 20:05

Günümüz toplumunun karmaşık yapısı, geleneksel toplum yapısının değişmesi ve sosyal değişmenin toplumda oluşturduğu travma, insanların birbirleriyle ilişkilerini derinden etkilemektedir. Bunun sonucunda sadece kendi çıkarını korumaya yönelik pragmatik bir ahlak gelişmeye başlamıştır. Yaşanan sosyal değişmenin ortaya çıkardığı bu gerçek toplumsal yaşamı ve ahlaki değerleri de olumsuz etkilemektedir. Ekonomik, sosyal ve politik alanda daha iyi bir pozisyon elde edebilmek için insanlar giderek ahlaki ilkelere daha fazla kayıtsız kalmaya başlamıştır. Ayrıca bu tip insanlar, kendilerine ahlaki vazifeleri hatırlatıldığında ahlak karşısında gösterdikleri kayıtsız tavrı daha da ileriye götürürler. İsmet Özel’in dediği gibi “Kendilerine ahlaki vecibeler hatırlatıldığı zaman salaklığını kaybetmekten korkanların dilinden sıkça şu sorunun döküldüğü görülür: Hangi çağda yaşıyoruz?”  (Henry Sen Neden Buradasın, İsmet Özel).

Hangi çağda yaşandığı sorunu ahlaki ilkelerinde çağa göre değişmesi gerektiği ön kabulünden hareket eder. Bu ise bizi eski Yunan filozoflarından  Sofistlerin savunduğu değerlerin göreceliliği fikrine götürecektir. Sofistlere göre ahlaki değerler de, diğer her şeyde olduğu gibi insandan insana değişmektedir. Sofistlerin dışında bu anlayışı savunan başka felsefi sistemlerde vardır. Ahlaki değerlerin mutluluğu hedeflediğini savunan hedonizm(mutluluk ahlakı); insanın doğal olarak kendini düşündüğünü savunan bencillik ahlakı(egoizm); faydalı olan davranışın iyi olduğunu savunan fayda ahlakı(pragmatizm) ve her türlü kurala nereden gelirse gelsin, insan özgürlüğünü sınırladığı gerekçesiyle karşı çıkan anarşizm, ahlaki değerler konusunda sofistler gibi düşünürler. Daha doğrusu tüm bu felsefi sistemlere göre insanların uyacakları ve üzerinde anlaşacakları evrensel ahlaki değerler yoktur. Daha da önemlisi ahlaki değerler zamanla ve toplumdan topluma değişmektedir. Hiç şüphesiz bu anlayış hangi çağda yaşadığımız sorusuyla işaret edilen pragmatist anlayışa temel oluşturmaktadır. Genellikle hayatını çıkarlar üstüne değil, ahlaki erdemleri temel olarak yaşamak titizliğini gösterenler, buna karşılık, hep hangi çağda yaşadığımız sorusuyla karşılaşırlar. Ancak onlara göre önemli olan hangi çağda yaşadığımız değil, hangi ahlaki değerleri önemseyerek yaşadığımızdır. Çünkü ahlaki erdemleri önemsemeyen bir hayat tarzı, yaşamı anlama ve anlamlandırma bakımından hiç dikkate değer değildir. Bu anlamda toplumsal hayatta karşılaşılan olumsuzluklara karşı, bu insanlar, titizliği elden bırakmazlar. Bilirler ki, haksızlığa karşı koyacak bilincin temelinde ahlaki ilkelere uyma titizliği yatmaktadır. Oysa çağa uygun yaşamayı önceleyenler, hiçbir siyasi iktidarla aralarının bozuk olmasını istemezler. Salakların ondan kopmayı şiddetle reddettikleri ilke nedir? sorusuna İsmet Özel, “Henry Sen Neden Buradasın” adlı kitabında şöyle cevap veriyor: “Bu ilke hangi iktidarın vaktiyse ona intibak etmeyi kar saymak şeklinde ifade edilebilir”. Hangi iktidarın vaktiyse ona uymak şeklindeki ahlaki tutum, aslında ahlak düşüncesiyle taban tabana zıt bir davranış biçimini ifade etmektedir.

''Çıkarına olan haklıdır'' şeklinde ifade edilecek bir ahlaki tutum, bu topraklarda yaşayan ve medeniyet kurucu bir geçmişe sahip olanların kabul edeceği bir anlayış olamaz. Mirasçısı olduğumuz medeniyet hiç şüphesiz bir ahlak medeniyetidir. Mevlana, Yunus Emre, Hacı Bektaş Veli, Ahmet Yesevi ve Kınalızade gibi değerleri yetiştirmiş bir toplumun, kişisel çıkarlarını bu kadar önceliyor oluşu üzerinde önemle durulması gereken bir konudur.  



Bu yazı 407 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
YUKARI