Bugun...
CHP Sivilleşebilir mi ?


Yusuf Yavuzyılmaz Fikir Zemini
yusufyavuzyilmaz@hotmail.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 05-10-2018 10:22

CHP devletin askeri ve bürokrasisiyle bütünleştiği için İktidarı seçimle bağlantılı olmadan 2005'li yıllara kadar sürmüştür. Bundan dolayı CHP'nin etkisi her zaman aldığın oy oranının üzerinde olmuştur. Asker, yargı ve üniversiteler çoğunlukla bu düşünceye sahip kişilerin iktidarda olduğu alanlar olmuştur. Hatırlayalım RP ve Ak Partiye kapatma davalarını açan yargı mensupları hiç kuşkusuz CHP'li idi. 

Ak Parti, iktidarı boyunca bürokrasi üzerinde yaptığı değişim hamleleriyle, CHP'nin ordu, yargı, üniversite ve aydınlar arasındaki tarihsel bloğu parçaladı. Bu Türk siyasetinde, sivil siyasetin etkin kılınması açısından bir devrimdir kuşkusuz. Yapılan değişiklikler siyaset bir anlamda halkın daha etkin olduğu bir yapıya dönüştü. Bu gelişmelerin ardından "sandık her şey değildir" retoriği devreye sokuldu. Bu seçilen iktidarları denetleme ayrıcalığını kaybeden Kemalist-ulusalcı aklın savunusu idi. İflah olmaz Ak Parti karşıtı zihnin göremediği, çoğunlukla görmek istemediği sosyolojik dönüşüm bu noktada yaşandı.

Tek parti dönemi, dini önemsememe karşılığında vatandaşları devletin birinci sınıf üyesi yapmayı amaçlıyordu. Halk CHP'nin bu teklifini asla kabul etmediğini 1950 seçimlerinde açıkça gösterdi.

CHP, ulusalcı ve elitist modernleşmeci tavrıyla halkla doğru iletişim kurma yolunu tamamen tıkadı. Halkta karşılık bulamayınca yapabileceği tek şeyi yaptı ve askerle kol kola girerek iktidara gelmeyi denedi.

Bu ülkede 27 Mayıs ve 28 Şubat faşizmini savunup, 12 Eylül faşizmine karşı çıkan ilkesiz insanlar bulunmaktadır. Oysa bu darbelerin üçü de Kemalist- ulusalcılığa dayanmaktadır.

28 Şubat faşizmi Müslümanlığı önemseyen halk üzerinde öyle bir etki bıraktı ki, bu durum devletin en büyük müttefiki olan muhafazakar dindarları kaybetmesiyle sonuçlandı.

Türk solunun dinle olan sorunlu ilişkisi, dahası aşağılayıcı ve dışlayıcı tavrı, dindarları sağ-muhafazakârlığın kucağına itti. İsterseniz Said Nursi'nin CHP ve DP hakkındaki fikirlerini okuyun. Şöyle diyordu: "CHP kafamızı, DP kolumuzu istiyor, elbette kolumuzu vermeyi tercih edeceğiz.". Kuşkusuz Nursi iki olumsuz arasında daha az zararlı olan yönünde bir tercihte bulunuyor. Türküyle Kürdüyle Anadolu dindarlığının tavrı hep böyle olmuştur, böyle olmaya da devam ediyor. Şu fakla ki, Ak Partiyi destekleyen dindarların önemli bir bölümü Ak Partinin dindarların sorunlarının önlenmesi karşısında samimi adımlar attığına inanıyor.

Türk siyasetinin sosyolojik okuması şudur: Siyasal merkezi elinde tutan Kemalist elitlerin enerjisi tükendi ve toplumla sağlıklı bir iletişim dili kuramadılar. Bu halleriyle çevreden gelen ve muazzam bir enerji biriktiren, toplumla son derece sağlıklı bir iletişim dili kuran muhafazakar dindar siyasal akımla mücadele etmeleri imkansızdır. 

CHP’nin toplumla buluşmasını engelleyen en önemli faktör ardındaki Tek Parti Dönemi mirasıdır. " Tek Parti Yönetimi, toplumun tümünü batılı değerler doğrultusunda değiştirmek ve dönüştürmek uğruna sivil toplumu tamamen yok etmiştir." (1)

Türk modernleşmesi daha çok kadınlar üzerinden yürütülmüştür. Kendilerini Cumhuriyetin ideallerine adayan kadınlar CHP’nin gönüllü militanları gibi çalışmaya başladılar. "1935 yılı Türkiye'deki kadın hareketi bakımından bir dönüm noktasıdır. Bu tarihten itibaren devletin baskısı karşısından dağılmak zorunda kalan feminist kadınlar, yerlerini, kendilerini her şeyiyle Cumhuriyetin ideallerine adayan kadınlara bıraktılar. Öte yandan devlet eliti Medeni Kanun ile seçme seçilme hakkını kullanarak kadınlar üzerinden büyük bir propaganda yaptı. Bu propaganda öylesine abartıldı ki, ' Türkiye Avrupa'da kadına seçme ve seçilme hakkını veren ilk ülke olarak Avrupa'ya örnek teşkil etmiştir' gibi gerçekle ilgisi olmayan bir anakronizme kadar varılır." (2)

Cumhuriyetin ilk dönem kadınları, kadınlıklarının ötesinde bir misyona sahiptiler. Bu durum dönemin romanlarına da yansımıştır. "Kısaca, Cumhuriyetin ilk kuşak eğitimli kadınları kadınlıklarını bir kenara bırakarak, kısa saç, dar pantolon, alçak ökçeli iskarpinleri ve makyajsız simalarıyla erkeksi militan bir görünüm kazanmışlardı. Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Ankara adlı romanında Cumhuriyetin ideal kadını olarak romanın merkezine Selma'yı alır. Selma, evlilik, aşk, eş, aile ve çocuk gibi engelleyici unsurları bir kenara bırakan; yüreği sadece devrimler için atan kendisi için yanıp tutuşan erkeklere aldırış bile etmeyen, devrimlerin aşkıyla dolu bir kadın olarak tasvir edilir. Karaosmanoğlu, Ankara'nın Kurtuluş ve Çankaya semtlerinde yükselen apartmanlarında oturan makyajlı, hayata bağlı, lüks ve sefa içinde yaşayan kadınları, kahramanı Semra'nın ağzıyla, 'devrime karşı ihanet içinde olan kokuşmuş kokonalar' olarak tasvir eder." (3)

Ne ki günümüzde Yakup Kadri'nin aşağıladığı kadınlar Kemalizm’in en büyük temsilcisidir. Yaşadıkları semtlerde CHP'nin oy depolarıdır. Bu durum Türk modernleşmesinin serüveni açısından ilginç bir durum oluşturmaktadır. 

Ancak son dönemlerde yaşanan gelişmeler kadın üzerinden yürüyen modernleşme tarihini ilginç bir yere taşımıştır. Cumhuriyetin özenle başörtülü kadınlardan korumaya çalıştığı kamu alanına başörtülü kadınların girmesi yeni toplumsal gelişmelere kapı araladı. "Kılık kıyafet yönetiminde yapılan değişikliklerle, son zamanlarda, Cumhuriyet müdahaleci modernleşmesinin inşa etmeye çalıştığı tekilci kamu yıkılmış; başörtülü ve başı açık kadınların yer aldığı kamu hayatı, Cumhuriyet modernleşmesinin ürettiği tekilci ve baskıcı kamusallıktan çok daha demokratik ve çoğulcu hale gelmiştir. Üstelik bu yeni durum; sosyolojik anlamda, toplumla devletin barışmasında büyük bir işlev görmüştür. " (4)

CHP, yeni toplumsal dinamikler karşısında nasıl bir tavır belirleyecektir? Bu sorunun cevabı CHP’nin değişme potansiyelini de belirleyecektir. Ne yazık ki, başörtüsünün üniversitelerde, eğitim kurumlarında ve kamu çalışanlarında serbest bırakılması sürecinde takındığı olumsuz ve reddedici tavır, yeni siyaset konusunda ümit vermekten uzaktır.

Ak Parti, CHP’nin şimdiye kadar tutunduğu kamusal alanla ilgili bağlarını koparmıştır. Artık CHP’nin muhalefet yaparken yaslanacağı ordu, yargı, üniversite yoktur. Bu durum CHP’yi sivilleşmeye ve doğrudan halka yaslanan bir partiye dönüştüren sürecin önünü açabilir. Bu açılımın önündeki en büyük engel CHP’nin tarihsel alışkanlıkları ve kullandığı demokratik olmayan siyasal dildir. Bu dilden vazgeçmek ve demokratik bir siyasete geçiş için ikinci büyük sorun ise yıllardır küstürdüğü ve düşman olarak gördüğü dindar toplum kesimlerine nasıl güven vereceğidir.

DİPNOTLAR: 

  1. Ömer Çaha/ Sivil Toplum Sivil Topluma Karşı.
  2. Ömer Çaha/ Sivil Toplum Sivil Topluma Karşı
  3. Ömer Çaha/ Sivil Toplum Sivil Topluma Karşı
  4. Ömer Çaha/ Sivil Toplum Sivil Topluma Karşı


Bu yazı 202 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
YUKARI