erotik shop
Bugun...
Türk siyasetinde bağnazlık ve biat kültürü


Yusuf Yavuzyılmaz Fikir Zemini
yusufyavuzyilmaz@hotmail.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 30-03-2017 11:56

Hiç kuşkusuz, siyasal alanda görülen ilişki biçimleri ve davranış kodları toplumsal zeminde geçerli olan ve tarihsel arka planı olan zihniyet dünyasından etkilenir.

Siyasal konularda değerlendirme yaparken, kullanılan kavramların, hangi anlamda kullanıldıkları önem taşımaktadır. Örneğin “biat” kavramı böyledir. Kavram ilk ortaya çıktığı zamanlarda siyasette özgür irade ile katılımı ifade ederken, zamanlar anlam kaymasına uğramış ve “körü körüne sorgulamadan bağlılık” anlamı kazanmıştır. Hz. Peygamberin tarihsel bir uygulaması olan Akabe Biatlerine adını veren kavram, tarafların özgürce bir antlaşmaya varmalarını ifade ediyordu. Biat kültürü günümüzde semantik bir dönüşüme uğrayarak, bu olumlu anlamından uzaklaşmış, eleştirel olmayan bağlılık anlamına gelmiştir. Kuşkusuz burada “biat” kavramını semantik değişime uğramış anlamıyla kullanacağız.

Nevzat Tarhan, “Anne Darbe ne Demek” adlı değerli incelemesinde konumuza ışık tutacak değerlendirmeler yapmaktadır. “Dogmatik bağlılık” kavramını inceleyen yazar, bu kavramı “bağnazlık” ile karşılamaktadır. Yazara göre bağnazın temel özellikleri şunlardır: “Bağnaz, eleştiriye açık değildir; bir süre sonra zorba olmaya başlar, kendi fikrini zorla kabul ettirmeyi ister; yönetimi, keyfidir, adil değildir, hatadan dönmez; istişare etmez, ediyor rolü oynar; kutsalı egosudur, övülmekten çok hoşlanır; egosunu tatmin için alçak gönüllü rolü oynar; çıkarı için köle bile olur, kendine köle olanı göklere çıkarır”

Kuşkusuz bağnaz, biat kültürünün eseridir. Yazara göre biat kültürünün temel özellikleri şunlardır: “Biat kültürü, dogmatik bağlılığı besler,çünkü itaat ve sadakati liyakatten önde tutar; eleştiriden rahatsız olur, çünkü hesap vermekten hoşlanmaz; lideri kutsallaştırır, çünkü çoğulcu değildir; aklını lidere teslim eder, çünkü katılımcı değildir; bencildir,çünkü özeleştiriye kapalıdır; kolaycıdır, çünkü özgüveni düşüktür,kurtarıcı bekler; aklı küçümser, çünkü fikrine güvenmez; karizmatik lideri sever ve hemen kutsallaştırarak sorumluluktan kaçar.”

Kuşkusuz bu özellikleri sıraladığımızda akla tasavvuf kökenli cemaatler ve radikal –selefi –İslami örgütler gelir. Gülen çetesinin bu özelliklerin tamamını kendisinde barındırdığı da bir gerçekliktir.

Ancak şunu da özellikle belirtmek gerekir ki, seküler cemaatlerde de “biat kültürü” egemendir. Hatta çoğu kez seküler örgütlerdeki lider kültü ve eleştirel olmayan başlılık seküler ideolojilerde çok daha fazla etkilidir.

Bir cemaatin lideri ile,örneğin cemaat militanların Fethullah Gülen’e bağlılığı ile, bir DHKP-C’linin lidere bağlılığı, bir PKK militanının Öcalan’a veya önderliğe bağlılığı arasında fazla bir fark yok.

Benzer durum ideolojik bağlılıklarda da aynı derecede geçerlidir. Türkiye’de ulusalcılığın Mustafa Kemal’e bağlılığı neredeyse mistik bir bağlılık düzeyine gelmiştir. Örneğin Atatürk’ün bizleri izlediği ve durumdan hiç memnun olmadığı anlayışı, geçmişte yaşayan bir tarikat büyüğünün bizlere yardım ettiği  düşüncesi aynı düzlemde değerlendirilmesi gerekir.

Kişinin kendi bedenini yok etmesi üzerinde yürüyen intihar eylemleri, hem dini hem de sekiler örgütlerin kullandığı bir yöntem olması biat kültürünün sadece dini cemaatlere ve muhafazakar yapılara ait olmadığını göstermektedir.

Biat kültürünü eleştirenler, genel olarak dini inancı biat kültürünün temeline yerleştirmelerine karşın Hz. Peygamberin uygulamaları, eleştirmeden, sorgusuz sualsiz itaat yerine eleştirel katılımı onaylamaktadır.

Seçkin sahabelerin Hz. Peygamberin söylediği bir şey akıllarına yatmadığı zaman," Bu söylediğin vahiy mi yoksa kendi fikrin mi?" diye sorarlardı. Hz. Peygamber, vahiy deyince onun hikmetini anlamaya çalışır, kendi görüşüm dediğinde çekinmeden görüşlerini ortaya koyarlardı.  Nitekim Aziz Peygamber bu konuda somut örnekler de bize bırakmıştır.  Uhud Savaşında Hz. Peygamberin düşüncesi şehrin içinde kalıp mücadele etmek iken, çoğunluk savaşın şehrin dışında olması gerektiğini savunuyordu. Hz. Peygamber onların görüşüne uyarak uygulama yapmıştır. Ne yazık ki, günümüzde parti, cemaat, örgüt liderlerine gösterilen itaat Peygambere gösterilen itaatin kat kat üzerindedir. Liderlerinin yanlış yapmayacağına inanç bir hareketin çürümesinin en önemli belirtisidir.

Biat kültürünü aşmak içim kişilere, liderlere önderler, yanılmaz şeflere değil ilkelere bağlanmak, sadece kalbinin sesini değil, aklın sesini de dinlemek, eleştirel düşünceyi ve sorgulamayı temel alarak önemsemek, ahlak ve irfana önem vermek, eylemlerinde Allah rızasının önüne hiçbir değer koymamak gerekir. 



Bu yazı 1120 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
YUKARI