erotik shop
Bugun...
Devletin Asil Damarlarında Dolaşıma Giren Yeni Kardeş Kanı; Kürtçe Eğitim


Zekeriya Menak Fikir Zemini
zekeriyamenak@gmail.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 28-09-2016 01:24

Ütopyalar, erken dönem kapitalizmin bahtsız, absürd yapısına ve gelişimine, anlaşılmaz adaletsizliğine alternatif harika metinlerdir.

Kapitalizmin kapkara dünyasını en ince dokunuşlarla ama kaba hatlarla ortaya çıkaran enfes metinlerdir. Ufkumuza ufuk katan, geleceğin heyecanını yanılsamalı bir şekilde de olsa daha bugünlerde hissetmemizin olası denklemlerini gösterir. Bununla birlikte ütopyalar geleceğin korkusunu bugünden hissetmemizi de sağlar. Yürüdüğümüz yolların kenarındaki çalılıklarda, yattığımız yatak odasının loş ışıklarında, en derin muhabbetler yaptığımız ev sohbetlerinde o ütopyalardaki kahramanlar bir gölge gibi yanımızda durur aslında...

Siyasetin ergen ruhuna, kitlesel coşkunun genç dimağlarına hitap eden bu metinlerin çok da işlevsel metinler oldukları ortadadır.

İdeolojik dümen kırmaların aklı esir aldığı kitle çağında muhtemelen de bu ütopyalardan daha "damar" bir kaynak olamaz...

Aşırı nefretin ve inkarın, coşkulu ve saçma bir bağlılığın ütopları vardır.

Bu peşrev başlıktan da anlayacağınız gibi Kürt sorunuyla ilgili bir meseleyi ve anlık durumu yazmak için kurmak gereken ilk zemin cümleleridir.

2011 yılından beridir devam eden Suriye merkezli insan katliamları anlık görüntülerle parmaklarımızın ucuna dokunuyor.

Parmaklarımızın ucuyla bitişen bu haberlere kalbimiz ne kadar eşlik ediyor bilinmez ama bu ateş bölgedeki bütün müslümanlara, bütün halklara bulaşmadan, bulaştırılmadan durulmayacak gibi duruyor.

Bu gerilim pek de doğal olmayan bir şekilde pkk eliyle Türkiyede de kotarılmaya çalışılıyor.

PKK boynunu aşan bu küresel gerçek üzerinden çok ütopik hayallerle beslenmeye çalışıyor.

Perde gerisinde kimler nasıl söz vermiş merak ediyoruz doğrusu...

Bu yoğun gündeme rağmen bu ülkede reel koşullarda, sosyal yaşamın ana gövdesinde, eğitim sisteminin ana damarlarında canlı bir şekilde sürüp giden bir hayatımız var.

Sol retoriğin kıskanç ve kinci yaklaşımı olmasaydı Ak Parti hükümetiyle devletin damarlarında dolaşan Kürtçe Eğitimin ne kadar hayati öneme sahip bir kan olduğunu daha rasyonel bir şekilde değerlendirebilirdik.

Doktora düzeyinde Kürtçe'ye açılan kapının İslamcı retoriğin İslam kardeşliği ana gövdesiyle pekala ilişkilendirebilirdik.

Kürtçe tezli ve tezsiz yüksek lisans programlarıyla nasıl bir kardeşlik projesinin Yükseköğretim gibi afaroz sisteminin işletildiği bir kurumda İslamcı kesimlerce hayata nasıl geçirildiğini tartışabilirdik.

Bu gerçekler onların ütopyasında anlamsızlaşıyor ve onların ütopyaları bir katil gibi bu güzellikleri es geçiyor...

"İslam Kardeşliği" gibi evrensel bir islami değeri salya sümük eleştiren kara vicdanlılara belki bir anlam ifade edebilirdi. Cumhuriyet felsefesinin bu yollarla nasıl dönüştürüldüğünün hakkını verebilirlerdik.

HDP'li, BDP'li belediyelerin hazırladıkları Kürtçe broşürler kadar onların yanında bu kocaman uygulamaların değeri yoktu, olamazdı da...

Halbuki şu bir gerçek kamusal yaşam değişip dönüştürülüyordu.

Kürtçenin sessiz ve sade bir devrimle devletin en üst ve prestijli kurumlarında hayat bulan bu buluşmaları aynı zamanda "islam kardeşliğinin" canlı damarları olarak dolaşımdadır.

Madem ki Erdoğan'a islamcı diyordunuz, diyorsunuz bu gerçeklerin bu şekilde hayat bulurken islamcılık ile de ilişkisi olduğunu bilmeliydiler.

Bilmediler... Bilmek istemediler.

Çünkü tek kendilerine ait bir yanlışlarını kabul etmek, başkalarının tek bir doğrusunu kabul etmek ütopyaları için ölümcül bir darbe olurdu.

Tanrılarına toz konduramazlardı ve sadece tanrıları olursa bu sorunlar çözülebilirdi.

Tanrıların olduğu yerde reel ve siyasal gerçekler de ne oluyor ki.

Tanrıları konuşacak ve sorunlar hal olacak.

Tanrıları oldu bitti demeden hiçbir sorun halomuş olarak kabul edilemeyecek.

Tanrıları konuşucak ve başkaları dinleyecek. Sosyal ve siyasal yaşamın acı gerçeklerine bakmaktansa layüsel tanrılarının işaretlerine bakacaklar...

Tanrıdan emir gelmeden kullar kıllarını kıpırdatamazlar...

Hayat devam ediyor. Sosyal yaşam bütün cevvaliyetiyle devam ediyor. İşleyen koskocaman bir dünya var. Devam eden muhteşem bir toplum. 

15 Temmuzla kardeşiğini de, birliğini de kanıtlayıp ispatlayan güçlü bir Müslüman toplum var.

Haliyle kapkaranlık tabloların oluşmasında hiçbir sorumluluğu yokmuş gibi davranmakla bu ülkede artık hiçbir parti siyaset yapamıyor, yapamayacak da.

Sosyal yaşamın barış diline kayıtsız kalanların siyasal yaşamın savaş dilinden nemalanmaları elbetteki sonuç üretmeyecektir.

Artık ne devlet yokmuş gibi ne de toplum yokmuş gibi davranarak siyaset yapılamaz!

Yapılsa da para etmeyecektir.

Paraları olsa da alacakları bir mal olmayacaktır. 



Bu yazı 1090 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
YUKARI