Bugun...
Birkaç Mutedil Kürt


Zeynep Rana Karataş Fikir Zemini
zeyneprana.wordpress.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 11-01-2016 12:30

Kürtlerle ilgili ağzımızı açtığımız an bu konuda konuşmayı tekeline alanlardan yediğimız ilk yumruktur;

Sen Kürtlere akıl vermezsin!

Şey, aslında ben de Kürdüm müsaadeniz var mı şimdi? Ve isterseniz konuşmamı Kürtçe devam edeyim.

Biraz yumuşuyorlar ancak   -özellikle -duymazlıktan geliyor Kürtçe konuşma teklifine, henüz Kürt Dil Kurumu kurulmadığı için buna gerek yoktur çünkü.

Sistem eleştirisi yaparken sistemi besleyen örgütleri de konuşalım diyorum bu kez ikinci yumruk atılıyor;

Bölgenin şartlarını bilmiyorsun!

Konuşabilmek için kürt olman, Kürtçe bilmen yetmez bölgenin şartlarını bildiğin iddiası da yetmez  Hakkari’de,Şırnak’ta  yaşıyor olman  gerekir. Kürtler adına kimin konuşup kimin konuşamayacağını tayin etme hakkını elde tutanların münasebetsizliğini görüp yine de konuşabilmek cesaret işi.

Deneyelim yine de ısrarla…

Fransız askerleri Cezayir’e girdiğinde bir alime “neden direniyorsunuz size özgürlük getiriyoruz” derler.

Cezayirli alim şaşırarak “ ama ben top namlularından  çıkan alevler dışında bir şey görmüyor  ve kulak zarını yırtan bomba seslerinden başka bir şey duyamıyorum” der…

Gerçekten de Cezayirli haklıdır. Tek bir şeye muhatap olmuştur; batının vahşi yüzü.

Şimdi bazı şeyleri ayırt edebilmeli insan.

Mesela; Roboski’de devletin bombalarına muhatap olmuş insanlar aynı Cezayirli alim gibi şaşkındırlar, kendilerini PKK’nın elinden kurtarmak istediğini söyleyen devlet karşısında…

Ancak  o Cezayirli alim bunları söylediği dönemlerde  Batı Medeniyeti hayranlığı herkesçe bilinen diğer bir İslam alimi  Rifaa Tahtavî  Paris’te yaşıyordu ve gördüğü tek şey parlak ışıklarla bezeli Paris sokakları idi…Yine Üstad Abduh de o dönemde bol bol  Batıyla İslamı uzlaştırma derdindeydi.  Cezayir’de taş üstünde taş kalmazken bu alimler nasıl görmezlerdi?

Cezayirli Alimin mütevazı şehri dışında bir yeri bilmemesi ve diğer yandan Tahtavî’nin göz kamaştırıcı ışıklardan sahnenin arkasındaki katliama körleşmesi…

Türkiye’ye uyarlayacak olursak, Batıda yaşayan Kürtler de  Abduh gibi,  Tahtavî gibi devletin karşısında ufak tefek pürüzlerin düzeltilmesi noktasında talepkâr olsalar da  bölgedeki  insanların gördüklerini aşırı yorumlanmış buluyor.

İşte bu noktada itidal sahibi insanlara ihtiyacımız var.

Benim gözümde bu insanlar; Cezayirli Alim ile Paris sokaklarında dolaşan Tahtavî arasındaki boşluğu dolduran  ve hem  Cezayir’in  harabeye dönüşünü görebilen hem de Paris’in şatafatlı sokaklarının cazibesini de gören hakkaniyeti elden bırakmayan kişilerdir.

Devletin ceberut  uygulamalarına direkt maruz kalmış “Bölge halkı”nın Türkiye’yi bundan ibaret sananlar ile Batının kafelerinde ayak ayak üstüne atıp “Kürt sorunu yoktur PKK sorunu vardır” diyenler arasında  hem kürt sorununun varlığını hem bir iktidar savaşı olarak pkk sorununun varlığını söyleyebilen, barut kokusuyla beyni uyuşmamış ve batı şehirlerinin  ışık huzmeleriyle gözleri kamaşmamış  akil Kürtlere ihtiyaç var.  Cümlelerimiz çocuğunun etlerini peştimalinde toplamış kadını da incitmemeli, dershaneden çıkarken evladı  pkk tarafından öldürülmüş kadını incitmemeli. Gördükleri sadece “acı” olan hiçbir insana karşı reel politika kasma hakkımız yok.

Bölgenin şartlarını bilmeliyiz.  Bilmek zorundayız.

Ancak ülkenin, coğrafyanın, dünyanın “bölge”den ibaret olmadığını da bilmeliyiz.

Ne en büyük silahı öfkesi olan bölgenin delikanlısı tamamen haklı, ne ''devlet Kürtçe kanal bile açtı daha ne istiyorlar?'' diyen tamamen haksız…

Herkes biraz haklı. Ama Hendekler kapatılmadan, top atışları susmadan  aramızdan tek tek birileri  “biraz” haklı olarak ölmeye devam decek… Nasıl mı çıkılır bu işin içinden?

Birkaç mutedil kürde;

Ve biraz ortalığın sakinleşmesi için Devletle PKK’nın küsmesine ihtiyacımız var.

İnsanlar Barışı diliyor ancak ben bu savaşın karşıtı olarak barışmayı değil küsmeyi görüyorum.

Küsme hali bir iletişimsizlik halidir oysa savaşmak – olumsuz anlamda- bir iletişim şeklidir. Mahallede evcilik oynarken saç baş kavga ettikten sonra küsen ve uzunca bir süre mahallede gürültü yapmayan çocuklar gibi küssünler. Madem barışmıyorlar bari Küssünler ki biz de;

Kafamızı dinleyelim.



Bu yazı 1162 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
YUKARI