Bugun...


Barış ve Kardeşlik İçin Önce Adalet!
Sakarya Adalet ve Özgürlükler Platformu 520. hafta eyleminde “PKK silahlarını derhal susturmalı, siyasal iktidar ise askeri ve siyasi operasyonlarını sonlandırmalı” derken, Sakarya halkına kin, nefret ve düşmanlık tohumu ekmeye çalışanlara karşı sağduyu çağrısı yapıldı.

facebook-paylas
Tarih: 01-09-2015 15:34
Barış ve Kardeşlik İçin Önce Adalet!
+ -

Sakarya Adalet ve Özgürlükler Platformu 520. hafta eyleminde şiddet sarmalından derhal çıkılarak barış ve kardeşliğin tesisi için öncelikle adaletin sağlanması gerektiği mesajı verdi. Platform adına Sakarya Dayanışma Derneği’nden Kadrican Mendi’nin okuduğu açıklamada “Çocukların çapraz ateşte kaldığı, ekmeğinin peşindeki gençlerin dükkânlarının önünde vurulduğu, son bir ayda 189 insanın hayatını kaybettiği, binlerce insanın yerinden, yurdundan göç etmek zorunda kaldığı bu çatışma sürecinin bir an önce sonlandırılması gerekmektedir… Platformumuz, daha önce de ifade ettiği gibi, mevcut gidişatı hiçbir şekilde halkımızın, insanlarımızın yararına görmemektedir. Bu sebeple çatışmaların derhal sonlandırılması talebimizde ısrarcıyız. PKK silahlarını derhal susturmalı, yerleşim yerlerinde sivillerin can güvenliğini tehdit eden eylemlerine son vermeli, kestiği yollarda masum insanların hayatına kast etmemeli ve kaçırdığı tüm kişileri serbest bırakmalıdır.” dedi.

 

Güvenlik eksenli politikaların eleştirildiği açıklamada “Özellikle son bir yıldır, iç güvenlik paketleriyle inşa edilmek istenen yeni siyasal düzen, toplumu ciddi bir baskı altına almayı amaçlamaktadır. Muhalif kesimlere yönelik ayrımcı uygulamaların sistematik bir hal alması da dikkatlerden kaçmamalıdır.” derken “Siyasal iktidar sorunları baskı ve şiddet ile çözemeyeceğini görerek, geçmişin hatalarını tekrarlamamalı; askeri ve siyasi operasyonlarını sonlandırmalıdır. Akabinde kalıcı bir çözüm için yeniden diyalog ve müzakere ortamına dönülmelidir.” mesajı verdi. Açıklamada Sakarya halkına ise “Bu süreçte, tüm hemşehrilerimizi; bu toprakların kardeş evlatları, halkları arasında kin, nefret ve düşmanlık tohumu ekmeye çalışan her türlü söz ve fiile karşı sağduyulu davranmaya davet ediyoruz. Kendileri ve çocukları sefahat içinde yaşarken, halka her gün “şehadet” nutukları atanların kirli siyasetlerine kesinlikle aldanmasınlar.” çağrısı yapıldı.

 

Hopa’da yaşanan sel felaketinin de gündeme alındığı açıklamada Mendi, platformun taziyesini iletirken, konuyla ilgili şu değerlendirmelerde bulundu: “Bu felaketin nedeni doğru tespit edilmezse, yeni acıların önüne geçilemeyeceğini vurgulamak zorundayız. O halde görmemiz gerekir ki, yaşanan sel felaketi doğal değil ekonomiktir! Karadeniz’in ormanları betonlaştırılırken, bitki örtüsü yok edilirken, dereleri HESlerle doldurulurken, kurutulan dere yataklarına binalar kondurulurken; oradaki doğal sisteme verilen zarar kâr ve rant uğruna göz ardı edilmiştir. Üç günlük çıkar için suyu, toprağı, ağacı hoyratça sömürenlerin uyguladıkları politikalar, ne yazık ki bugün acı sonuçlarını vermektedir. Buna rağmen Yeşil Yol projesi örneğinde gördüğümüz gibi yanlıştan vazgeçilmemektedir. Böyle giderse artan yağışlar, karşılaşacağımız felaketlerin boyutlarını büyütmekten başka bir sonuç vermeyecektir.”

 

 

Sakarya Adalet ve Özgürlükler Platformu 520. Hafta Basın Açıklaması

 

Barış ve Kardeşlik İçin Önce Adalet!

 

Değerli basın mensupları, duyarlı Sakarya halkı;

 

Siyasal, ekonomik ve çevresel sorunların derinleştiği yoğun bir haftayı daha geride bırakıyoruz. 2015 genel seçimlerinin hemen akabinde gerçekleşen Suruç katliamıyla girdiğimiz şiddet sarmalı, ne yazık ki her geçen gün yeni can kayıplarının yaşanmasına yol açıyor.

 

Eski politikalar yeniymiş gibi bir kez daha devreye sokuluyor. Oysa biliyoruz ki, geçmişte “milli güvenlik” şimdi ise “kamu güvenliği” adına izlenen politikalar, çözümsüzlüğü sürdürmekten başka bir sonuç vermemektedir. Çocukların çapraz ateşte kaldığı, ekmeğinin peşindeki gençlerin dükkânlarının önünde vurulduğu, son bir ayda 189 insanın hayatını kaybettiği, binlerce insanın yerinden, yurdundan göç etmek zorunda kaldığı bu çatışma sürecinin bir an önce sonlandırılması gerekmektedir.

 

İlk defa siyasal bir çözüm ihtimali belirmişken, neden 80’li, 90’lı yılların şiddet eksenli politikalarının yeniden uygulanmaya başlandığının hesabı kamuoyuna verilmek zorundadır.  Toplumun geniş bir kesimi ise bu son sürecin en önemli belirleyicisi olarak AKP iktidarının giderek dar bir saray çevresine sıkışan tükenmiş siyasetini görmektedir. Kendi vaatlerine ve hatta kendi seçmenine dahi yabancılaşmayı sürdüren iktidarın yeni seçkinleri, ellerindeki devlet imkânlarını kaybetmeye başladıkları noktada eski seçkinler gibi davranmaya başlamışlardır. Açıkça hatırlatmak istiyoruz ki; genel seçimlerde kaybedilen iktidarı yeniden elde etmek uğruna halkın evlatları üzerinden kaotik hesaplar yapılmasının hiçbir geçerli mazereti olamaz.

 

Siyasetin yerini şiddetin, diyalogun yerini çatışmanın aldığı dönemlerin, bir zaman sonra halkın sinmesiyle ve can güvenliği korkusuyla en temel haklarının yok sayılmasına dahi sessiz kalmasıyla sonuçlandığı unutulmamalıdır.

 

Özellikle son bir yıldır, iç güvenlik paketleriyle inşa edilmek istenen yeni siyasal düzen, toplumu ciddi bir baskı altına almayı amaçlamaktadır. Muhalif kesimlere yönelik ayrımcı uygulamaların sistematik bir hal alması da dikkatlerden kaçmamalıdır. Adım adım ilerleyen bu sürece, son olarak askeri operasyonların, sokağa çıkma yasaklarının ve özel güvenlik bölgelerinin eklenmesiyle tüm ülke fiili bir olağanüstü hali yaşamaktadır. Böylesi şartlar altında gidilecek erken seçimde, seçmen tercihlerinin sandığa ne kadar sağlıklı yansıyacağı da, seçimin güvenirliğinin ne oranda korunacağı da tartışmaya açık hale gelmektedir.

 

Platformumuz, daha önce de ifade ettiği gibi, mevcut gidişatı hiçbir şekilde halkımızın, insanlarımızın yararına görmemektedir. Bu sebeple çatışmaların derhal sonlandırılması talebimizde ısrarcıyız. PKK silahlarını derhal susturmalı, yerleşim yerlerinde sivillerin can güvenliğini tehdit eden eylemlerine son vermeli, kestiği yollarda masum insanların hayatına kast etmemeli ve kaçırdığı tüm kişileri serbest bırakmalıdır.

 

Siyasal iktidar ise bu sorunu baskı ve şiddet ile çözemeyeceğini görerek, geçmişin hatalarını tekrarlamamalı; askeri ve siyasi operasyonlarını sonlandırmalıdır. Akabinde kalıcı bir çözüm için yeniden diyalog ve müzakere ortamına dönülmelidir.

 

Bu süreçte, tüm hemşehrilerimizi; bu toprakların kardeş evlatları, halkları arasında kin, nefret ve düşmanlık tohumu ekmeye çalışan her türlü söz ve fiile karşı sağduyulu davranmaya davet ediyoruz.

 

Kendileri ve çocukları sefahat içinde yaşarken, halka her gün “şehadet” nutukları atanların kirli siyasetlerine kesinlikle aldanmasınlar.

 

Tuzu kuruların hırsı için savaş naraları atanlara değil, kınayıcıların kınamasına rağmen barış, adalet ve esenlik çağrısını dillendirmekten sakınmayanlara kulak versinler.

 

Değerli dostlar,

 

Geçtiğimiz hafta, hırsın sadece siyaseti ve toplumu değil, doğayı da nasıl ifsat edebildiğini, Artvin'in Hopa ilçesinde yaşanan ve 9 insanın ölümüyle sonuçlanan sel felaketiyle bir kez daha gördük. Sevdiklerini kaybedenlere başsağlığı diliyoruz.

 

Bu felaketin nedeni doğru tespit edilmezse, yeni acıların önüne geçilemeyeceğini vurgulamak zorundayız. O halde görmemiz gerekir ki, yaşanan sel felaketi doğal değil ekonomiktir!

 

Karadeniz’in ormanları betonlaştırılırken, bitki örtüsü yok edilirken, dereleri HESlerle doldurulurken, kurutulan dere yataklarına binalar kondurulurken; oradaki doğal sisteme verilen zarar kâr ve rant uğruna göz ardı edilmiştir.

 

Üç günlük çıkar için suyu, toprağı, ağacı hoyratça sömürenlerin uyguladıkları politikalar, ne yazık ki bugün acı sonuçlarını vermektedir. Buna rağmen Yeşil Yol projesi örneğinde gördüğümüz gibi yanlıştan vazgeçilmemektedir. Böyle giderse artan yağışlar, karşılaşacağımız felaketlerin boyutlarını büyütmekten başka bir sonuç vermeyecektir.

 

Hakkın ve adaletin merkeze alınmadığı her zaman ve mekanda; ifsadın, zulmün ve haksızlığın yaşandığını anlamak zorundayız. İster sosyal sorunlar olsun, isterse çevre sorunları, hiç fark etmiyor; adaletin sağlanmadığı her durumun sonucu, hepimiz için acı oluyor.

 

İnsanların şiddete kurban gitmediği, yerinden yurdundan olmadığı, savaşlardan kaçarken kamyon kasalarında ya da okyanus sularında boğulmadığı, kâr hırsının sebep olduğu cinayetlerinde ya da çevre felaketlerinde hayatını kaybetmediği; insanın insanla, insanın doğayla kardeşçe ve özgürce yaşadığı günlere kavuşmak için doğru bildiğimizi söylemeye devam edeceğiz.

 

* Sakarya Adalet ve Özgürlükler Platformu adına Sakarya Dayanışma Derneği (Kadrican Mendi)




Bu haber 1575 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
YUKARI